İnsanlığın tarihinin anlaşılmasında “dün”ü bilmeden “bugün”ün ve “yarınlar”ın anlaşılamayacağı, geleceğin hedeflerinin belirlenemeyeceği düşüncesi artık, bilimsel bir kural niteliği kazanmıştır. Medyamızda “ekonomi” denilince göze çarpan düşüncelerin ve değerlendirmelerin, sadece güncel olgular, sorunlar ve yorumlar ve problemler açılarından ele alındığı görülmektedir.

       Oysa bir ülkenin ve toplumun genel anlamda ekonomisini irdeleyebilmek için nereden nereye gelinip gidildiğini, nerelerde niçin yanlışlıklara ve doğru olanlara yönelindiğini, olanakların iyi değerlendirilip değerlendirilmediğini bilmek gerekmektedir. Bu çalışmanın Türkiye ekonomisi üzerinde düşünen bilim ve politika adamlarının ilgisini çekeceğine inanıyoruz.

Gökhan EVLİYAOĞLU

     TÜRK İKTİSAT TARİHİ ARAŞTIRMALARI

-XVII-

 

OSMANOĞULLARI

SON İKİ YÜZ YILLIK BÜYÜK KRİZE KADAR

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GELİŞMELERİ

 

Selçuklu Devletinin tarihe karışması üzerine Anadolu’da Bursa’nın güneydoğusunda yerleşmiş bulunan Oğuz Kayı aşiretinin “Uç Beyi” Osman Gazi’nin liderliğinde 1281 yılında Osmanlı Devleti kuruldu. 13. yüzyılda Domaniç yaylasında, Karacahisar’ı merkez yaparak kurulan Osmanlı Devleti, sadece Türk tarihinin değil bütün dünya tarihinin de en büyük en muhteşem, en devamlı, en zengin imparatorluğunun çekirdeği idi.

Osmanlı Devleti pek kısa bir süre içinde gelişti. Yarım yüzyılda Bursa, İznik ve İzmit’i ele geçiren Osmanlı’lar kısa zamanda Rumeli’ye geçtiler. Avrupa’ya adım attılar. Osman Gazi’nin tasarladığı büyük askeri, siyasi e iktisadi plân, kendisinden sonraki devlet reisleri tarafından gerçekleştirildi. Büyük, çok önemli ticaret kavşağı olan Marmara, bir Türk gölü haline geldi.

Bu büyük teşebbüsün gerçeklemesi, Balkanların hızla Türkleşmesi Avrupa’yı telaşlandırdı. Papanın teşvikiyle bir araya gelen Doğu Avrupa devletlerinin yeni bir Haçlı ordusu Meriç kıyılarında Osmanlı’lar tarafından imha edildi.

İtalya ve Yunan sahillerinin Türkler tarafından kontrol altına alınmasını sağlayan bu savaştan sonra, Sırpların öncülük ettiği yeni bir Haçlı Seferi daha karşılandı. Ve kırıldı. Bundan sonra Türklerin Doğuda Anadolu köşelerine ve Batıda Avrupa’ya yayılma, fütûhat ve askeri zaferler çağı başladı. Bizans (İstanbul) çepeçevre kuşatıldı.

1389’da yeni bir Haçlı ordusu Kosova’da perişan edildi. Bu büyük imha savaşından sonra hükümdar olan Yıldırım Beyazıt Anadolu’da Türk birliğini gerçekleştirdi. Bu muazzam harekât Avrupa’yı ayaklandırdı. Kesin sonuç almak amacıyla tertiplenen ve Avrupa iktisadi hayatını sarsacak kadar büyük masraflarla gerçekleşen bir Haçlı Seferi daha Niğbolu’da önlendi ve Haçlı orduları imha edildi.

Osmanlılara karşı da, daha önce Selçuklulara girişilen Haçlı Seferlerinde olduğu gibi Hıristiyan dini istismar ediliyor, dinsel bir kampanya içinde, asıl nedenleri ekonomik olan, büyük savaşlara girişiliyordu.

Ekonomik bakımdan faydalar sağlayacak zannedilen bu Haçlı Seferleri, aslında Haçlılara pek pahalıya mal oluyor ve Avrupa devletleri büyük ölçüde zarara uğruyorlardı.

Sadece Niğbolu savaşından sonra Fransa Kralının, ileri gelen Fransız esirlerinin serbest bırakılması için Osmanlı Devletine sunduğu hediye 200.000.000 TL değerindeydi. Haçlı seferi hazırlıkları için büyük masrafa giren Fransa, bu parayı tedarik edebilmek için prenslerini rehin olarak gönderip diğer Avrupa devletlerinden borç para temin etmiş, itibarı iyice sarsılan bu devlet, rahiplerden vergi alarak, emekli maaşlarından indirim yaparak bu borçları ödemeye çalışmıştır.

 

DOĞUDAN GELEN FELÂKET: TİMUR    

 

Osmanoğulları Batı’dan gelen Haçlı Ordularını birbiri ardı sıra imha ederek, İstanbul’un fethine girişecekleri, yani Doğu Roma’yı ortadan kaldırarak yeni çağlar açacakları sırada, Asya’dan, Doğu Türk Hakanlığının varisi Timur’un ezici kuvveti Anadolu’ya girdi.

Dünyanın birinci büyük devletinin başkanı Timur, Doğu Anadolu şehirlerini yakıp yıkarak Ankara’da 300.000 kişilik ordusu ile hükümdar Yıldırım Beyazıt kumandasındaki 120.000 kişilik Osmanlı ordusunu yendi. Anadolu tarihinin bu en büyük meydan muharebesinde Osmanoğullarının yediği bu acı darbe, İstanbul fethini yarım yüzyıl geriye atmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye ekonomisini alt üst etti. Büyük ölçüde zarara uğrattı. Türk birliğini tedirgin etti. Türkiye coğrafyasının sınırlarını bozdu.

Timur’un Anadolu seferi, Türkiye ekonomisi için son derece ağır olmuş, bu sefer sonunda Timur’un Türkiye’den alıp götürdüğü servet, Hint seferi ganimetlerini aşmıştır. Timur seferi Osmanlıların Anadolu’da ele geçirdikleri bir kısım toprakların da elden çıkmasına sebep olmuştur.

Ankara meydan savaşından sonra Türkiye, on,  on bir sene süren bir kargaşalık devrine girmiştir.

On yıl sonra Çelebi Sultan Mehmet, siyasi, askeri ve iktisadi dehası ile Osmanlı birliğini kurmuş, ülkelerarası bir dünya politikası gütmüş, Boğazlara ve  Ege Denizi’ne hakim olarak Akdeniz’i kontrol etmekle olan Venedik deniz ticaretini ihlâl etmiştir.

Bu dönemde Osmanlı kültürü yüksek düzeye ulaşmış, değerli bilim adamları, düşünürler, o çağda ilk olarak devlete, toplum yapısına sosyolog gözü ile bakan gözlemciler yetişmiştir.