"Psikolojik Savaş"ın neresinde miyiz? Tam ortasında ... Tam ortasındayız ve çepeçevre kuşatılmış durumdayız.
Bir bakıma, iki hatta üç kıt’a arasındaki Anadolu köprüsü üzerinde yaşayanların binlerce yıllık “jeopolitik" kaderidir bu.
Bütün dünyada, barışçı insanların büyük özlemle bekledikleri "kalıcı barış" denilen en mutluluğun gerçekleşebileceği gelecek yıllara kadar da Anadolu'nun bu yazgısı devam edecektir.
Bu köprü üstünde Kuzey’den, Güney'den, Doğu'dan ve Batı'dan esen şiddetli soğuk ve sıcak savaş fırtınalarının etkisi altında da bir çok devlet ve medeniyet tarihe gömülmüştür.
Bunların içinde bin yıllık Türkiye Devleti sadece, dünyanın en muhteşem kurtuluş savaşı sonunda “Türkiye Cumhuriyeti" ile bir “ yeniden diriliş"i ispat etmiştir.
“Sevr” uzantısı eşkiya hareketleriyle ısıtılmak istenen “psikolojik savaş" rüzgarları devam etmektedir.
Yön değiştirerek dört taraftan esen bu düşmanlık ve hıyanet rüzgarlarının kopardığı toz - duman içinde kuzu postuna bürünen bölücülük, terör ve irtica sırtlanları,köstebekler, Türkiye Cumhuriyetini sarsmaya çalışıyorlar.
Medya'da, politikada, sokakta ve her yerde ...
Cumhuriyete karşı "psikolojik taarruz" had safhada. .. Peki, ya "Psikolojik savunma"?.
İşte bu hususta çok sıkıntılarımız vardır ... Gaflet en büyük tehlike ...
İşin ciddiyetini bilen temel müesseselere rağmen, topyekün psikolojik mücadelede Atatürk'lü yıllarda kurulan ve kıt imkanlara rağmen Inönü'lü, Bayar'lı yıllarda da başarıyla işletilen Devletin "Psikolojik savunma" mekanizmalarını işletmekte, sonraki siyasal iktidarlar başarılı olamamışlardır. Demokratik dalgalanmaların getirip götürdüğü siyasal iktidarlar, işin önemini kavrayamamışlardır.
Konu'nun ciddiyetini bilen önemli kurumlar ise politik kısıtlamalar karşısında sıkıntıdadırlar.
Psikolojik savunma çağın en önemli konusudur. 21.06.2007